17 Aralık 2013 Salı

Farkı Kapatma Çabaları*

Biz gol yiyen adamlarız Emrah. Sürekli gol yeyip hiç savunma yapmayan, belki de yapamayan ve arada bir gol atmaya, farkı kapatmaya çabalayan, topu önümüzde bulup şut çektiğimizde ve top ağlarla buluştuğunda ise gol attığını zanneden, ancak hakemin geç, çok geç aldığı bir kararla ofsayta düştüğünü anlayıp hüsran yaşayan ve yaşadığımız hüsran sırasında hızla gelişen bir atakla topu kalemizin ağlarında bile göremeyip çalan düdükle ve karşı takım taraftarlarının golü atan adamın adını defalarca bağırmalarıyla birlikte gözümüzü kamaştıran ışığın geldiği taraflara sırayla bakıp etrafımızda dönüp yukarıda bir yerde duran gol hanemizde sıfırı, karşı takımın gol hanesinde ise +1 golü daha gören adamlarız. 

Biliyorsun ben bir kere gol attığımı zannetmiştim, hakemin geç kararıyla uzun zaman sonra ofsayta düştüğümü anladığımda ise feci, çok feci bir gol yemiştim iki sene önce ve ardından Selim'i gömüp üzerinde Tehran yazan bir tabelanın olduğu şehre giriş yapmıştım. Ya hakem o düdüğü çalamasaydı ve maçı gol yemeden geçirip kazansaydım da, sonradan maç karşı takımın başvuruları ve ısrarları ve de medyanın baskıları neticesinde federasyon tarafından iptal edilseydi ya da hükmen mağlup olsaydım birden... Daha iyi olur muydu acaba kardeşim, ne dersin? Belki daha iyi olurdu. Hep gol yiyen ve maçları kaybeden bir takımın ilk defa gol atmasını ve attığı tek golle maçı kazanmasını düşün. Edilecek iptali, sonra gelecek hükmen mağlubiyeti boş ver. O sevinci hayal et. Anlıyor musun beni? 

"Anlamıyorum Selim!" diye bağırıyorsun. Kızıyorsun bana. Çünkü karın geceyi bile örttüğü bir Sivas akşamında hıçkırarak ağladığımı gördün. Çünkü sımsıkı kucaklayıp ciğerine bastığında bile durduramadın titrememi ve çaresizce Ahmet'in yüzüne baktığında, Ahmet'in de çaresizce senin yüzüne baktığını gördün. Dayanamadın kardeşini öyle görmeye. O yüzden "Boş ver! diyorsun şimdi, "Artık düşünme..." Çünkü sonra yaşanacak olan yıkımdan sağ çıkamayacaktım biliyorsun. Ben de biliyorum Emrah. Maçı maçta değil, masada kaybeden bir takımın inancı kalmazdı. Benim inancım var Emrah. Bir gün o golü atacağız ve maçı 1-0 da olsa kazanacağız. Peki, ya o golü atamazsak, ya yine ofsayt olursa, ya kaybedersek? Olsun be kardeş. Belki bizim kaybetmemiz gerekiyordur. Belki bizim kısmetimize düşen verilmeyen gollerdir. Hem hatırlasana, senin golün de verilmedi ama topun ağlara gidişi muhteşemdi.

__________________
*Bu yazı bugün yine aklıma düştüğünüz için Emrah. Sana ve Ahmet'e gelsin. Ayrıca yazıp da sildiğin her yazı için bir tane daha yazacağım. Bekle ve sen de yaz lütfen. Çünkü üşüyorum, çünkü karnım aç, çünkü bekliyorum.